ANAYASA MAHKEMESİNİN ALENİLEŞTİRİLEN KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİ NEDENİYLE UYGULANAN İDARİ PARA CEZASINA İLİŞKİN KARARI HAKKINDA DUYURU
16.06.2026
Anayasa Mahkemesi (“AYM”), ilgili kişinin internet ortamında yer alan ad, soyadı ve telefon numarası bilgilerinin finansal güvence danışmanlığı teklifinde bulunmak amacıyla kullanılması nedeniyle Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”) tarafından verilen idari para cezasına ilişkin bireysel başvuruyu incelemiştir. Bu kapsamda başvurucu hakkında uygulanan idari para cezası nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin olan ve başka temel hak ve özgürlüklerin de ihlal edildiği iddiasını barındıran bireysel başvuru sonucunda; (i) suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, (ii) Anayasa’nın 38. maddesinde güvenceye alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ve (iii) diğer ihlal iddialarının incelenmesine gerek bulunmadığına karar vermiştir. Söz konusu karar kapsamında öne çıkan hususlar aşağıda özetlenmiştir:
- Şikayetçi 24/09/2018 tarihinde sigortacılık faaliyetleri konusunda konuşmak ve randevu talep edilmek üzere başvurucu şirket tarafından telefonla arandığını belirterek kişisel verilerinin açık rızası olmadan temin edilerek kullanılması nedeniyle Kişisel Verileri Koruma Kurumuna (“Kurum”) 12/11/2018 tarihinde şikayet dilekçesi vermiştir. Kurum yapılan şikayet üzerine 24/01/2019 tarihli Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararıyla konuyla ilgili inceleme başlatıp başvurucu şirketten bilgi vermesini istemiştir.
- Başvurucu şirket, finansal güvence danışmanlığı hizmetleri hakkında görüşmek ve randevu talep etmek amacıyla şikayetçinin telefonla arandığını, arama öncesinde şikayetçiye ait ad, soyadı ve telefon numarası bilgilerinin “hizmetburada.com” isimli internet sitesinden edinildiğini belirtmiş, söz konusu bilgilerin internet ortamında herkesin erişimine açık şekilde yer aldığını, bu nedenle verilerin ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş kişisel veri niteliğinde olduğunu ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) 5’inci maddesinin 2’nci fıkrasının (d) bendi kapsamında açık rıza aranmaksızın işlenebileceğini ileri sürmüş, belirtilen sitede de mevcut olan ad, soyadı ve telefon bilgileri dışında başvurucu şirket uhdesinde bilgi bulunmadığını, şikayetçinin başvuru üzerine bir daha aranmayacağının kendisine bildirildiğini ve bu bilgilerin de şirket tarafından işlenmediğini ifade etmiştir.
- Başvurucu şirket, kişisel verilerin bir müşteri referansı aracılığıyla temin edildiği ve referans yöntemiyle kişisel veri temin edilebileceğinin aydınlatma metniyle internet sitesinde duyurulduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, sistemlerinde şikayetçinin kişisel verilerinin silindiğini beyan etmiştir. Kurul ise şikayetçi tarafından sunulan e-posta yazışmalarında Şirketin bu yöndeki cevabına ilişkin bir bilgi bulunmadığını, şikayetçinin iddiasını destekleyen herhangi bir bilgi, belge veya kayıt da sunulmadığını belirterek bu hususta işlem yapılmasına yer olmadığı kanaatine varmıştır. Bunun yanında, başvurucu şirketin “Kişisel Verilerin Korunması Politikası” ile “Kişisel Verilerin İmha ve Saklama Politikası” dokümanlarını oluşturmadığı ve silme-saklama yöntemlerini internet sitesinde beyan etmediği iddiaları bakımından, veri sorumlularının kişisel veri saklama ve imha politikasını internet sitesinde yayımlamaları yönünde kanun veya yönetmelikte açık bir yükümlülük bulunmadığı değerlendirilmiş, bu nedenle şirket hakkında bu yönden işlem yapılmasına yer olmadığı belirtilmiştir.
- Kurum, yaptığı değerlendirmede şikayetçiye ait ad, soyadı ve telefon bilgilerinin internet sitesinde yer almasının, bu verilerin finansal güvence danışmanlığı hizmetlerine ilişkin arama yapılması amacıyla alenileştirildiği anlamına gelmediğini değerlendirmiştir. Bunun sonucunda Kurul, kişisel verilerin alenileştirilme amacı dışında kullanılmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna vararak başvurucu Şirket hakkında Kanun’un 12’nci maddesinin 1’inci fıkrasının (a) bendi ve 18’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (b) bendi uyarınca idari para cezası uygulanmasına karar vermiştir.
- Başvurucu şirket, idari yaptırım kararına karşı sulh ceza hakimliğine başvurmuş, başvurusunda şikayetçiye ait bilgilerin herkesin erişimine açık internet sitesinde yer aldığını, bu bilgilerin ilgili kişi tarafından alenileştirildiğini ve veri işleme faaliyetinin Kanun’un 5’inci maddesi kapsamında kaldığını ileri sürmüştür. Sulh ceza hakimliği, Kurul kararındaki hukuka aykırılık tespitini yerinde görmekle birlikte idari para cezasını alt sınırdan uzaklaşma gerekçesiyle yeniden belirlemiştir. Başvurucunun itirazı ise kesin olarak reddedilmiştir.
- Başvurucu, hakimliğin kararına itirazda bulunmuştur, itiraz İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 17/06/2020 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Hakimliğin kararına Kurum da itiraz etmiştir. İşbu itiraz İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından kesin olarak reddedilmiştir.
- 08/10/2020 tarihinde yapılan başvuru üzerine AYM, başvurucunun iddialarını esas olarak Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelemiştir. AYM, idari para cezaları bakımından da kanunilik ilkesinin geçerli olduğunu, yaptırıma bağlanan fiilin ve uygulanacak cezanın kanunda açık, anlaşılır ve öngörülebilir şekilde düzenlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. 2016/8342, 2020/34781, 2013/4554, 2014/16941 ve 2015/7206 numaralı başvurular üzerine verilen kararlarda yer alan ilkelerden yola çıkarak açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilmezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı gerekçesiyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
- AYM, Kanun’un 3. maddesinde kişisel verinin “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olarak tanımlandığını; ad, soyadı ve telefon numarası bilgilerinin kişisel veri niteliğinde olduğunda tereddüt bulunmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte, somut olayda belirleyici meselenin bu verilerin kişisel veri olup olmadığı değil, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilen verilerin hangi sınırlar içinde işlenebileceği olduğunu ifade etmiştir.
- Başvurucu, Kurul kararında söz konusu kişisel verilerin alenileştirme amacı dışında kullanıldığının kabulü ile yaptırım uygulandığını belirterek alenileştirme amacı kavramına mevzuatta yer verilmediğini ve bu durumun öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu ifade etmiştir. AYM, Kanun’un 5’inci maddesinin 2’nci fıkrasının (d) bendinde, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş kişisel verilerin açık rıza aranmaksızın işlenebileceğinin düzenlendiğini ancak olay tarihinde bu hükümde, alenileştirilen kişisel verilerin yalnızca alenileştirme amacıyla sınırlı olarak işlenebileceğine ilişkin açık bir kanuni düzenleme bulunmadığını değerlendirmiştir. Alenileştirme amacına ilişkin açıklamalar Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na İlişkin Uygulamalar Rehberi’nde açıklanmaya çalışılmıştır. Buna göre şikayetçinin herkes tarafından erişilebildiği kabul edilen bir internet sitesinde paylaşması sonucu aleniyet kazandığı değerlendirilen kişisel verilerinin paylaşılma amacına aykırı şekilde kullanıldığı belirtilerek kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önleme yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle başvurucu hakkında idari para cezası uygulanması kanun hükmünün öngörülemez şekilde geniş yorumlanması ile mümkün olmuştur.
- Ayrıca AYM Kanun’da yer alan veri sorumlusu tanımından yola çıkarak kararda, belirli amaçla alenileştirildiği kabul edilen kişisel verilerle ilgili olarak başvurucunun neden veri sorumlusu olduğunun yasal dayanaklarına ve verilerin ilk paylaşıldığı sitenin sorumluluğu bulunup bulunmadığına ilişkin olarak ayrıca ve açıkça bir tartışma ve değerlendirmenin yapılmadığının da görüldüğünü belirtmiştir. Sonuç olarak şikayet konusu olan verilerin Kanun'un 5’nci maddesi kapsamında yorumlanıp değerlendirilerek idari para cezası uygulanması nedeniyle Anayasa'nın 38’inci maddesinin 1’inci fıkrasında düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekeceği belirtilmiştir.
- Suçta ve cezada kanunilik ilkesine ilişkin olarak ulaşılan ihlal sonucu dikkate alındığında kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer şikayetleri ile mülkiyet hakkına yönelik şikayetinin ayrıca incelenmesine gerek bulunmadığına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Söz konusu karara buradan ulaşabilirsiniz.
NAZALI VERGI & HUKUK
info@nazali.com
Yukarıda yer verilen açıklamalarımız, hukuki görüş ve tavsiye niteliğinde olmayıp, konuya ilişkin genel bilgiler içermektedir; bu sebeple belirtilen konularda bir aksiyon almadan önce, bir uzmana danışmanızı tavsiye ederiz. NAZALI’ya işbu dokümanın içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.