Ajanda

GÜMRÜK VERGİLERİNİN İADESİNDE UYGULANACAK FAİZ TÜRÜNÜN “KANUNİ FAİZ” OLDUĞU KURALI AYM TARAFINDAN ANAYASA'YA AYKIRI BULUNMUŞ VE İPTAL EDİLMİŞTİR

31.12.2025

 

KONU: İhtirazi kayıtla beyan edilerek ödenen vergilerin geri verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve ödenen tutarların tecil faiziyle birlikte iadesi talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

 

1. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

27.10.1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu(“Gümrük Kanunu”)'nun itiraz konusu kuralın da yer aldığı 216. maddesi şöyledir:

"Madde 216-(Değişik:24/10/2019-7190/8 md.)

1. Gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde, geri vermeye konu fazla tahsilatın yükümlüden kaynaklanması durumunda geri verme başvurusunun yapıldığı tarihten, diğer durumlarda ise tahsilat tarihinden geri verme kararının tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı dönemde kanuni faiz oranında hesaplanan faiz ödenir.

2. Geri verme kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren dört ay içerisinde idarece söz konusu kararın uygulanmaması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine, tebliğ tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı dönemde kanuni faiz oranında hesaplanan faiz ödenir."

 

2. ANAYASA MAHKEMESİ’NİN ESAS İNCELEMESİ

Türk vergi sistemi, tarh ve tahsil yetkisi ile uygulanan usul hükümleri bakımından ikiye ayrılmaktadır:

  1. Gelir İdaresi tarafından takip edilen ve Vergi Usul Kanunu’na (VUK) tabi olan dâhilde alınan vergiler;
  2. Gümrük İdaresi tarafından takip edilen ve Gümrük Kanunu’na tabi olan ithalat ve ihracata ilişkin vergi ve mali yükümlülükler.

Fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesi, verginin türüne ve tahsil eden idareye göre farklı usullere bağlanmıştır. VUK kapsamında iade edilen tutarlara, belirli hâllerde tecil faizi oranında faiz uygulanırken; gümrük vergilerinde iade ve faiz hesaplaması Gümrük Kanunu’nun 210-217. maddeleri çerçevesinde yapılmaktadır. Bu kapsamda, fazla tahsil edilen gümrük vergilerinin iadesinde uygulanacak faiz türü “kanuni faiz” olup oranı 3095 sayılı Kanun’da düzenlenmiş; Cumhurbaşkanına oranı belirli sınırlar içinde değiştirme yetkisi tanınmıştır.

Başvuruda; fazla ve yersiz tahsil edilen verginin tespitiyle birlikte bu tutarın mükellef açısından bir alacak niteliği kazandığı, geç iade nedeniyle ödenecek faizin de mülkiyet hakkının bir unsuru olduğu ileri sürülmüştür. Devletin kendi alacaklarında gecikme faizi uygularken mükellefe yapılacak iadelerde daha düşük oranlı kanuni faizi esas almasının adil olmadığı, VUK’ta tecil faizi öngörülmesine karşın Gümrük Kanunu’nda kanuni faizin uygulanmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve kanuni faizin enflasyon karşısında telafi edici olmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 35. ve 125. maddelerine aykırılığı iddia edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, kuralı Anayasa’nın 40. maddesi yönünden de incelemiş; 3095 sayılı Kanun’un kanuni faizi düzenleyen 1. maddesini “sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri” bakımından ele alarak bu kapsamda faiz alacağının parasal bir alacakla bağlantılı fer’î bir hak olduğunu ve Anayasa’nın 35. maddesi anlamında mülkiyet kapsamında yer aldığını tespit etmiştir. Bu çerçevede Mahkeme, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak devletin etkili başvuru hakkı bağlamındaki koruma yükümlülüğünü ne ölçüde yerine getirdiğini değerlendirmeye yönelmiştir.

Anayasa Mahkemesi, hak edildiği hâlde zamanında ödenmeyen para alacaklarında enflasyon nedeniyle paranın değerinde hissedilir bir aşınma meydana geldiğini; bunun hem mülkiyetin gerçek değerini azalttığını hem de söz konusu meblağın tasarruf veya yatırım aracı olarak kullanılmasından doğacak getirilerden yoksun kalınmasına yol açtığını vurgulamıştır. Bu nedenle devletin, geç ödenen parasal alacakların değer kaybını telafi edecek etkili mekanizmalar öngörme yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir.

Mahkeme, bu telafinin temel araçlarından birinin faiz olduğunu; alacağa hak kazanılan tarih ile fiilî ödeme tarihi arasında geçen süredeki enflasyon kaynaklı değer kaybını karşılayacak nitelikte bir faiz oranı veya mekanizmasının bulunmasının mülkiyet hakkının korunması açısından zorunlu olduğunu kabul etmiştir. Ancak kanuni faizin yüzde on iki olarak belirlenmesi ve Cumhurbaşkanına tanınan sınırlı artırma yetkisinin, yüksek enflasyon koşullarında paranın değerindeki aşınmayı telafi etmeye elverişli olmadığı; hukuk sisteminde alacağın enflasyon karşısında değer kaybını önleyecek etkili bir hukuk yolunun da mevcut olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, 3095 sayılı Kanun’un kanuni faizi düzenleyen hükmünün sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri bakımından Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkını ihlâl ettiğine ve iptaline karar vermiştir. Aynı değerlendirmelerin, gümrük vergilerinin iadesinde kanuni faizin uygulanmasını öngören itiraz konusu kural bakımından da geçerli olduğu belirtilmiş; kuralın Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle kural iptal edilmiş, diğer anayasal hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

 

3. HÜKÜM

Gümrük Kanunu'nun 216. maddesinin;

 

  1. numaralı fıkrasında yer alan "...kanuni faiz..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, Muhterem İNCE ile Ömer ÇINAR'ın karşıoyları ve oyçokluğuyla, iptal hükmünün Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle,
  2. (1) numaralı fıkrasının kalan kısmının 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle,

22/7/2025 tarihinde karar verildi.

 

KARŞI OY

Gümrük Kanunu’nun 216. maddesinde gümrük vergilerinin iadesinde kanuni faizin uygulanmasını öngören kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığı, 3095 sayılı Kanun’un kanuni faizi düzenleyen hükmünün iptaline ilişkin kararın somut uyuşmazlığa aynen uygulanmasını gerektiren bir durum bulunmadığı belirtilmiştir.

Karşı oyda, Vergi Usul Kanunu ile Gümrük Kanunu’nun farklı vergi türlerini, farklı konuları, muhatapları ve usulleri düzenlediği, bu nedenle aralarında eşitlik ilkesi bakımından karşılaştırılabilir bir durum olmadığı vurgulanmıştır. Gümrük vergilerinde iade sırasında kanuni faizin uygulanmasının, kamu giderlerine daha düşük faiz uygulanması amacına dayandığı ve bunun makul ve nesnel bir gerekçesinin bulunduğu ifade edilmiştir.

Ayrıca kanuni faizin enflasyon karşısında düşük kalması hâlinde, alacaklının Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi uyarınca aşkın (munzam) zarar talep edebilmesinin mümkün olduğu; bu hükmün paranın enflasyon karşısında değer kaybını telafi etmeye elverişli etkin bir mekanizma sunduğu savunulmuştur. Bu kapsamda Yargıtay içtihatlarına da atıf yapılarak enflasyonist dönemlerde temerrüt faizini aşan zararın tazminine imkân tanındığı belirtilmiştir.

Sonuç olarak karşı oyda, hukuk sisteminde alacağın enflasyon karşısında değer kaybını telafi etmeye yönelik etkili bir yolun bulunduğu, bu nedenle dava konusu kuralın Anayasa’nın 10., 35. ve 40. maddelerine aykırı olmadığı ve iptal edilmemesi gerektiği kanaati dile getirilmiştir.

İlgili Karar’ın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

 

NAZALI VERGI & HUKUK

info@nazali.com

Yukarıda yer verilen açıklamalarımız, hukuki görüş ve tavsiye niteliğinde olmayıp, konuya ilişkin genel bilgiler içermektedir; bu sebeple belirtilen konularda bir aksiyon almadan önce, bir uzmana danışmanızı tavsiye ederiz. NAZALI’ya işbu dokümanın içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.