Ajanda

MÜZAYEDE YOLUYLA SATILAN TAŞINMAZLARDA KDV İSTİSNASI UYGULAMASINA İLİŞKİN DANIŞTAY İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARI

13.02.2026

 

KONU: Kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde iki tam yıldan fazla bir süreyle kayıtlı bulunan taşınmazların müzayede mahallerinde yapılan satış yoluyla devir ve teslimlerinin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâli uyarınca katma değer vergisinden istisna olduğuna ilişkindir.

1. AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI

 A. Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin E:2025/221 Sayılı Dosyasına     Konu Yargılama Süreci

Davacı şirket, aktifinde iki tam yıldan fazla süredir kayıtlı olan ve Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu tarafından ihale yoluyla satılan taşınmazı için kendisinden tahsil edilen KDV'nin kaldırılmasını ve ödenen verginin yasal faiziyle iadesini talep etmiştir.

Olayda, ilk derece mahkemesi, davacı tarafından ihale yoluyla satın alınan taşınmazın, ilgili makamca yapılan ihaleden önce şirketin, iki tam yıldan fazla bir süreyle aktifinde bulundurduğu ve bu şirketin münhasıran taşınmaz ticareti faaliyetiyle iştigal etmediği hususları birlikte dikkate alındığında, anılan taşınmazın Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunca 05/06/2024 tarihinde yapılan ihale sonucu devir ve tesliminin, şirketin taşınmaz üzerindeki hissesinden kaynaklanan kısmının, 3065 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin Kanun'un geçici 43. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen hâline göre katma değer vergisinden istisna tutulması gerektiğine, dava konusu katma değer vergisinde hukuka uygunluk bulunmadığına ve dolayısıyla dava konusu verginin kaldırılmasına ve verginin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine karar vermiştir.

Davalının istinaf istemini inceleyen Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi 30/04/2025 tarih ve E:2025/221, K:2025/382 sayılı kararında; uyuşmazlığın çözümü için 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin (d) alt bendi ile aynı Kanun'un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâlinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

İlaveten Mahkeme tarafından, Kanun'un 17. maddesinde bulunan söz konusu kuralın lafzından, iki tam yıldan fazla bir süreyle elde tutulan taşınmazın satışının artık ticari nitelikte olmadığının anlaşılmasının gerektiği; bu istisnanın, bankalar tarafından müzayede mahallinde yapılan satışları belli şartlar dâhilinde kapsamına aldığına, bir kurumun iki tam yıldan fazla bir süreyle aktifinde bulundurduğu taşınmazın icra yoluyla satışını ise kapsamına almadığı sonucuna varılmıştır. Mahkeme cebri icra yoluyla yapılan bir satışı, kurum için yapılmayıp kurum malının cebri icra yoluyla “sattırılması” niteliğinde olduğuna kanaat getirmiştir. Bu nedenle anılan istisna kuralının, kurumun kendi iradesi doğrultusunda anlaşma yoluyla yaptığı satışlara yönelik devir ve teslimler için öngörüldüğünü değerlendirmiştir.

Nitekim, 3065 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinde öngörülen durumda satılan taşınmazın devir ve teslimine göre tapu tescili gerçekleştiğini, diğer taraftan 3065 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinde bankalar için yapılan "müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil” şeklindeki açık belirlemenin, bankalar dışındaki kurumlar için yer verilmemesinin, kanun koyucunun bu kurumlara ait taşınmazların icra yoluyla satışını istisna kapsamına almadığını kanıtlar niteliktedir.

Bu nedenle, anılan istisna, bir kurumun iki tam yıldan fazla süreyle aktifinde bulundurduğu taşınmazını rızasıyla satması hâlini kapsadığından ve bu istisnanın kıyas yoluyla genişletilerek icra yoluyla yapılan satışlara uygulanması mümkün bulunmadığından olayda, ihale yoluyla satın alınan taşınmaz nedeniyle davacıdan tahsil edilen katma değer vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir. Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle istinaf isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararını kaldırdıktan sonra davanın reddine kesin olarak karar vermiştir.

B. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin E:2023/3663 Sayılı Dosyasına Konu Yargılama Süreci

Davacı anonim şirket, iktisap edilen ve aktifinde iki tam yıldan fazla bir süreyle kayıtlı bulundurulan taşınmazın İcra Dairesi Müdürlüğünce 19.10.2020 tarihinde yapılan ihale sonucu davacıya devir ve teslimi nedeniyle davacıdan tahsil edilen katma değer vergisinin kaldırılması ve ödenen verginin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle iadesi isteminde bulunmuştur.

Dava konusu uyuşmazlığı inceleyen İstanbul 10. Vergi Mahkemesi, 22.06.2023 tarih ve E.2023/768, K.2023/1477 sayılı kararında; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun "istisnalar" başlıklı ikinci kısmının "Sosyal ve Askeri Amaçlı istisnalarla Diğer İstisnalar" başlıklı altıncı bölümünde yer alan 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin Kanun'un geçici 43. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen hâline göre, taşınmaz ticaretiyle iştigal etmeyen kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların bağış ve hibe şeklinde olmayan ve "satış" yoluyla devir ve teslimlerinin katma değer vergisinden istisna tutulması gerektiğinden  ve bu satışın icra yoluyla yapılıp yapılmamasının, anılan kuralda yer alan istisnanın uygulanması bakımından önem arz etmemekte olduğundan, diğer taraftan anılan kuralda yer alan "satış" ibaresinin müzayede mahallinde yapılan satışları kapsamadığına yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden bahisle anılan kuralın bu satışlara da uygulanması gerektiğine kanaat getirmiştir.

Sonuç olarak Mahkeme, Davacı tarafından ihale yoluyla satın alınan taşınmazın, ilgili makamca yapılan ihaleden önce şirketin iki tam yıldan fazla bir süreyle aktifinde bulundurulduğu sabit olduğundan ve 3065 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâlinde istisnanın müzayede mahallerinde yapılan satışları kapsamadığına yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, anılan taşınmazın icra Dairesi Müdürlüğünce 19/10/2020 tarihinde yapılan ihale sonucu devir ve tesliminin katma değer vergisinden istisna tutulması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle dava konusu katma değer vergisini hukuka aykırı bulup tecil faiziyle iadesine hükmetmiştir.

Davalının istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi 29.11.2023 tarih ve E.2023/3663, K.2023/3982 sayılı kararında, bu kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istemi kesin olarak reddetmiştir.

2. HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Satış, satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya devredilmesi ve bunun karşılığında bir ekonomik değerin alınması yoluyla yapılmakta olup özel borç ilişkisi bağlamında tarafların karşılıklı irade beyanına bağlı olarak meydana gelebileceği gibi malikin iradesi dışında cebri ve kamu icra hukukuna göre yapılan ihale sonucu da olabilir. Buna göre bir iktisadi kıymet, maliki tarafından satılabileceği gibi malikin iradesi dışında bu konuda mevzuat ile yetkilendirilen kişiler tarafından da satılabilir. Dolayısıyla satış ifadesi sadece tarafların iradelerine bağlı olarak ortaya çıkan bir durum olmayıp geniş anlamda müzayede mahallerinde yapılan satışları da kapsamaktadır.

Katma Değer Vergisi Kanunu'nda müzayede mahallerinde yapılan satışlar ile diğer satışlar arasında vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi bakımından farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirecek herhangi bir kurala yer verilmemiştir. Her iki hâlde de vergisel yönden meydana gelen hukuki sonuç aynıdır. Açıklanan bu durumun, vergi istisnaları bakımından da geçerli olduğu şüphesizdir.

Bu durumda anılan istisna hükmünde yer alan şartların gerçekleşmesi kaydıyla taşınmaz satışının müzayede mahallerinde yapılması ile malikin iradesiyle gerçekleşmesi arasında vergi istisnasının uygulanması bakımından farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından ve her iki durumda da meydana gelen hukuki işlem "satış" olduğundan müzayede mahallinde yapılan satış yoluyla gerçekleşen taşınmaz tesliminin 3065 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâli uyarınca katma değer vergisinden istisna olduğu sonucuna varılmıştır.

Nitekim 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin "I. Mükellefiyet/B. Verginin Konusu ile İlgili Çeşitli Hususlar/6. Müzayede Mahallinde Yapılan Satışlar/6.1. Genel Olarak" başlıklı kısmının birinci paragrafında "3065 sayılı Kanunun (1/3-d) maddesine göre, cebri icra, izale-i şüyu, ipoteğin paraya çevrilmesi, tasfiye gibi nedenlerle yapılan açık artırma, pazarlık ve diğer Şekillerdeki satışlar da dahil olmak üzere, müzayede mahallerinde yapılan her türlü satışlar KDV'ye tabidir. Kanunun istisna ve vergi oranlarına ilişkin hükümleri bu satışlar için de geçerlidir." şeklinde bir açıklamaya yer verildiği görülmüştür. Bu idari yorumda, 3065 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde düzenlenen vergi istisnasına yönelik kuralların, müzayede mahallerinde yapılan satışlar için de uygulanacağı açıkça kabul edilmiştir.

3. SONUÇ

Açıklanan hukuksal nedenler ve gerekçeyle aykırılığın, kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde iki tam yıldan fazla bir süreyle kayıtlı bulunan taşınmazların müzayede mahallerinde yapılan satış yoluyla devir ve teslimlerinin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâli uyarınca katma değer vergisinden istisna olduğu yönünde giderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verilmiştir.

 

İlgili Karar’ın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

 

NAZALI VERGI & HUKUK

info@nazali.com

Yukarıda yer verilen açıklamalarımız, hukuki görüş ve tavsiye niteliğinde olmayıp, konuya ilişkin genel bilgiler içermektedir; bu sebeple belirtilen konularda bir aksiyon almadan önce, bir uzmana danışmanızı tavsiye ederiz. NAZALI’ya işbu dokümanın içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.