Ajanda

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU’NUN BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE İLİŞKİN KARARI

04.02.2021

 

KONU: Bölge İdare Mahkemesi Kararları Arasındaki Aykırılığın Giderilmesi İstemi Hakkında 23/09/2020 tarih ve E.2020/10, K.2020/10 sayılı Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı yayımlandı.

04 Şubat 2021 tarih ve 31385 sayılı Resmi Gazete’de Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın giderilmesi istemi hakkında Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 23/09/2020 tarih ve E. 2020/10, K.2020/10 sayılı kararı yayımlanmıştır.

Konya Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu’nun 19/06/2020 tarih ve E.2019/71, K.2020/7 sayılı kararıyla

  • Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi’nin 06/02/2019 tarih ve E.2018/1207, K.2019/258 sayılı kararı ile
  • Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi’nin 11/09/2019 tarih ve E.2019/274, K.2019/871 sayılı kararları

arasındaki aykırılığın Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi’nin 06/02/2019 tarih ve E:2018/1207, K:2019/258 sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi istenmiştir.

İsteme konu olan uyuşmazlıkta, 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun (“6736 sayılı Kanun”)’un hükümlerinden faydalanarak katma değer vergisi (“KDV”) yönünden matrah artırımında bulunan mükellefler adına, matrah artırımında bulunulan dönemlere ilişkin olarak verdikleri KDV beyanlarının bazılarında hesaplanan KDV bulunmadığı, dolayısıyla 6736 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendinin (3) numaralı alt bendine göre matrah artırımında bulunulması gerekirken, Kanun’un anılan maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendine göre matrah artırımında bulunulduğundan bahisle ek tahakkuk yapılmış ve bu tahakkukların kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.

Söz konusu istem doğrultusunda inceleme gerçekleştiren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından,

  • Kararlar arasındaki aykırılığın, ilgili takvim yılına ait tüm dönemler için KDV beyannamelerini veren fakat, dönemlerin bir kısmında hesaplanan KDV bulunmayan mükelleflerin 6736 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendi uyarınca matrah artırımında bulunmalarının akabinde idarece bu mükelleflerce aynı fıkranın (b) işaretli bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca matrah artırımında bulunmaları gerektiğinden bahisle yapılan ek tahakkukun hukuka uygun olup olmadığına ilişkin olduğu,
  • 6736 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre, mükelleflerin fıkrada belirtilen şartlar dâhilinde KDV artırdıkları takdirde, kendileri nezdinde söz konusu vergiyi ödemeyi kabul ettikleri yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak KDV incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı,
  • Kanun Koyucu’nun bu şekilde KDV’de vergi artırımında bulunulmasının mükellefler bakımından sonucunu belirledikten sonra aynı fıkra içerisinde mükelleflerin hangi şartlar dahilinde vergi artırımında bulunabileceklerini düzenlendiği,
  • Fıkranın (a) işaretli bendinde, KDV mükelleflerinin her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri beyannamelerdeki hesaplanan KDV’nin yıllık toplamı üzerinden ilgili yıllar için belirtilen oranlarda belirlenecek KDV’yi, vergi artırımı olarak Kanun’un yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar beyan edecekleri, 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) işaretli bendi ile geçici 17. maddesine göre tecil-terkin uygulamasından faydalanan mükellefler için artırıma esas tutarın belirlenmesinde tecil edilen vergilerin hesaplanan vergiden düşüleceğinin belirtildiği,
  • Kanun’un 5. maddesinin anılan fıkrasının (b) işaretli bendinde ise bir aylık vergilendirme dönemine tabi olan KDV mükelleflerince artırımda bulunulması halinde artırımda bulunulmak istenen yıl içindeki vergilendirme dönemlerinin arz ettiği bazı özellikler dolayısıyla farklı hesaplama yöntemleri öngörülmüş olduğundan bahisle, bir aylık vergilendirme dönemine tabi KDV mükelleflerince artırımda bulunulmak istenen yıl içinde en az üç döneme ait beyanname verilmiş ise (1) numaralı alt bent uyarınca; hiç beyanname verilmemişse veya bir ya da iki döneme ilişkin beyanname verilmiş ise (2) numaralı alt bent uyarınca; ilgili takvim yılı içindeki işlemlerin tamamının istisnalar kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşması veya diğer nedenlerle hesaplanan KDV bulunmaması ile ilgili takvim yılı içindeki işlemlerin tamamının tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşması hallerinde ise (3) numaralı alt bent uyarınca yapılacak hesaplamaya göre vergi tahakkuk ettirileceği,
  • Bu düzenlemelere göre bir aylık veya üç aylık vergilendirme dönemine tabi olup olmaması farklılık arz etmeksizin vergilendirme dönemlerine ilişkin tüm beyannamelerini veren ve bu beyannamelerin asgari birinde hesaplanan KDV’si bulunan mükelleflerin Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendi uyarınca vergi artırımında bulunacakları ve bu suretle hesaplanan KDV’yi ödemekle yükümlü olacakları,
  • Bir aylık vergilendirme dönemine tabi olmakla birlikte (3) numaralı fıkranın (b) işaretli bendinde üç alt bent halinde düzenlenen ayrıksı hallere uyan durumları bulunan mükelleflerin ise bu alt bentlerde belirlenen usul gereğince vergi artırımında bulunacak ve bu suretle hesaplanan KDV’yi ödemekle yükümlü olacakları,
  • Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendinin (3) numaralı alt bendinin, ilgili takvim yılı içindeki işlemlerinin tamamının istisnalar kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşması veya diğer nedenlerle hesaplanan KDV’si bulunmayan mükellefler ile ilgili takvim yılı içindeki işlemlerinin tamamı tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşan mükellefleri kapsadığı,
  • Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendinin (3) numaralı alt bendinin şu kadar ki ifadesi ile başlayan kısmında, ilgili takvim yılı içinde bu alt bentte belirtilen durumların yanı sıra vergiye tabi diğer işlemlerin de mevcudiyeti nedeniyle hesaplanan vergisi çıkan mükellefler için ayrı bir hesaplama yöntemi öngörüldüğü ve bu mükelleflerin Kanun’un matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümlerinden faydalanabilmesi ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmuş olma şartına bağlandığı,
  • Söz konusu düzenlemenin, gerek Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendinin lafzına aykırı olması, gerekse Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendinin (3) numaralı alt bendinin anlam bütünlüğünü bozması nedeniyle tüm dönemlere ilişkin KDV beyannamesi veren ancak bu beyannamelerin bir kısmında hesaplanan KDV’si bulunmayan mükellefler bakımından uygulanması mümkün bulunmadığı,
  • Diğer bir ifadeyle, Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendinin (3) numaralı alt bendinde belirtilen mükelleflerin herhangi bir vergilendirme döneminde tecil-terkin kapsamına girmeyen hesaplanan KDV beyan etmeleri halinde anılan alt bent kapsamında işlem yapılamayacağı

yönünde hukuki değerlendirmede bulunmuştur.

Sonuç olarak, yapılan hukuki değerlendirme doğrultusundan Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından 23/09/2020 tarih ve E.2020/10, K.2020/10 sayılı kararı ile tüm dönemlere ilişkin KDV beyannamesini veren ancak, KDV beyannamesi verilen dönemlerin bir kısmında hesaplanan KDV bulunmayan mükellefler adına 6736 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendinin (3) numaralı ait bendi ve 1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 6736 sayılı Kanun Genel Tebliği’nin ilgili kısmı uyarınca yapılan ek tahakkukta hukuka uygunluk bulunmadığı yönünde hüküm tesis edilmiştir.

 

İlgili Karar’ın tamamına buradan ulaşabilirsiniz:

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/02/20210204-6.pdf

NAZALI VERGI & HUKUK

info@nazali.com

Yukarıda yer verilen açıklamalarımız, hukuki görüş ve tavsiye niteliğinde olmayıp, konuya ilişkin genel bilgiler içermektedir; bu sebeple belirtilen konularda bir aksiyon almadan önce, bir uzmana danışmanızı tavsiye ederiz. NAZALI’ya işbu dokümanın içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulama