İmdat TÜRKAY/Gelir İdaresi Grup Başkanı
Özet: Yapay zekânın küresel ekonomiyi, kamu hizmetlerini, üretim modellerini ve toplumsal yapıları yeniden şekillendirdiği yeni dönemde, “Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030)” 18.8.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girmiştir. Yapay zeka çağında kamunun uygulamaya geçirdiği bu Eylem Planı, Ülkemizin yüksek teknoloji üretme kapasitesini artıracak ve yapay zekâ uygulamalarını yaygınlaştıracak stratejik bir hamle olmuştur.
Anahtar kelimeler: Yapay zekada fırsatlar ve riskler, yapay zekâ okuryazarlığı programı, ulusal yapay zekâ yetenek programı, ulusal veri kütüphanesi, vergisel işlemlerde yapay zeka.
1. Giriş
Yapay zekâ şirketlerinde yaşanan üst düzey istifalar, öncü firmaların etik, güvenlik ve kontrol sınırlarını ikinci plana atarak süper zekâ yarışına girmesine yönelik endişeleri artırıyor. OpenAI, Anthropic ve xAI gibi şirketlerde art arda yaşanan üst düzey ayrılıklar, son haftalarda Silikon Vadisi’nin önde gelen yapay zekâ şirketlerinde “bir şeylerin yolunda gitmediği” yönündeki tartışmaları ve sektöre ilişkin endişeleri gündeme getiriyor.
Uzmanlara göre yapay zekâ, insanlığın bilgiye erişimini, üretkenliğini ve yaşam kalitesini artırabilecek büyük fırsatlar sunarken; kontrolsüz ve sorumsuz kullanılması hâlinde mahremiyet, iş gücü, güvenlik, etik ve toplumsal düzen açısından ciddi riskler oluşturabilir.
Günümüzde yapay zekâ, kamu hizmetlerinde verimliliği artırmak, karar alma süreçlerini hızlandırmak ve ulusal rekabet gücünü korumak için devletler açısından hayati bir önem taşımaktadır. Hatta ülkeler açısından ulusal güvenlik meselesi olarak görülmekte ve gelecekte ülkelerin dünyada söz sahibi olması için stratejik bir önem taşıyacaktır. Günümüzde ABD ve Çin arasında hem askeri hem de teknolojik açıdan büyük bir rekabet olduğu söylense de aslında en büyük rekabet yapay zeka ve büyük veriye sahip olma noktasında yaşanmaktadır.
Türkiye’nin yapay zeka teknolojilerini sadece kullanan değil, bunları üretme ve yönetme boyutuna geçmesi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının koordinasyonunda kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliği ile hazırlanan “Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı” insan odaklılık, güvenilirlik, etik sorumluluk, dijital egemenlik ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda tüm paydaşların eşgüdüm içinde hareket etmesini öngörmektedir. Söz konusu Eylem Planı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının resmi internet adresinde (www.sanayi.gov.tr) yayımlanmıştır.
Veriden değere, bilgiden üretime uzanan sürecin yol haritası niteliğindeki Eylem Planı ile yapay zekâ farkındalığının artırılması, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi, veri ve hesaplama altyapılarının güçlendirilmesi, kamuda ve özel sektörde yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaştırılması ile uluslararası düzeyde rekabetçi ve güvenilir bir yapay zekâ ekosisteminin oluşturulması hedeflenmektedir.
2. Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planında Öne Çıkan Hususlar
Yapay zekâ, günümüzde yalnızca bilişim sektörünü ilgilendiren bir teknoloji olmaktan çıkmış; ekonomi, sanayi, kamu hizmetleri, eğitim, sağlık, savunma, finans, hukuk ve günlük yaşamın hemen her alanını etkileyen temel bir dönüşüm aracı hâline gelmiştir. Türkiye de bu dönüşümün dışında kalmamak ve yapay zekâ alanında yalnızca teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda geliştiren ve yöneten bir ülke olabilmek amacıyla 2026-2030 dönemini kapsayan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı'nı hazırlamıştır. Planın temel yaklaşımı, yapay zekâyı insan kaynağından veriye, altyapıdan finansmana, güvenlikten hukuki düzenlemelere kadar bütün yönleriyle ele alan bir ekosistem oluşturmaktır.
Eylem Planı'nın temel sloganı “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” olarak belirlenmiştir. Bu dört eksenin her birinde dört olmak üzere toplam 16 öncelikli eylem bulunmaktadır. Böylece Türkiye'nin yapay zekâ yolculuğu yalnızca teknoloji satın alma veya mevcut yapay zekâ sistemlerini kullanma anlayışıyla sınırlandırılmamış; toplumun yapay zekâyı anlaması, kamu ve özel sektörde kullanması, kendi teknolojilerini üretmesi ve uluslararası düzeyde bu alanın yönetiminde söz sahibi olması hedeflenmiştir. Şimdi söz konusu Eylem Planında öne çıkan bazı hususlara kısaca değinelim.
Eylem Planının ilk önemli ayağı, toplumun yapay zekâyı anlamasını ve bilinçli kullanmasını sağlamaktır. Bu kapsamda Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı ve Güvenli Kullanım Programı öne çıkmaktadır. Plan doğrultusunda 81 ilde yapay zekâ okuryazarlığı atölyeleri oluşturularak iki yıl içinde 5 milyon vatandaşın yapay zekâ konusunda eğitim alması hedeflenmektedir. Bunun yanında 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesi öngörülmektedir. Yılda bir "Ulusal Yapay Zekâ Haftası" düzenlenerek farkındalık ulusal ölçekte pekiştirilecektir.
Bu hedef, yapay zekânın yalnızca mühendislerin veya bilişim uzmanlarının konusu olarak görülmediğini göstermektedir. Öğrencilerden kamu çalışanlarına, çalışanlardan girişimcilere kadar toplumun farklı kesimlerinin yapay zekâyı anlayabilmesi ve güvenli biçimde kullanabilmesi planın önemli unsurlarından biridir. Bu yönüyle planın eğitim ve insan kaynağı boyutu, özellikle dikkat çekicidir. Çünkü yapay zekâ teknolojilerine sahip olmak kadar, bu teknolojileri kullanabilecek insan kaynağına sahip olmak da önem taşımaktadır. Türkiye'nin önümüzdeki dönemde yapay zekâ alanında rekabet gücünü artırabilmesi, büyük ölçüde yetişmiş insan kaynağına bağlı olacaktır.
Program, teknik bilgi gerektirmeyen, herkesin erişe bileceği ücretsiz çevrim içi içerikler ve yüz yüze atölyelerden oluşacak; e-Devlet ve EBA başta olmak üzere mevcut dijital kanallar ile halk kütüphaneleri ve toplum merkezleri üzerinden sunulacaktır. e-Devlet ile entegre edilecek yapay zekâ değerlendirme sistemi aracılığıyla tüm vatandaşlar yapay zekâ okuryazarlık düzeylerini ölçebilecek ve seviyelerine uygun eğitim programlarına yönlendirilecektir. Öğrencilerden mavi yakalı çalışanlara, kamu personelinden özel sektör profesyonellerine kadar her kesime özel gelişim programları eğitim paydaşlarıyla birlikte tasarlanacaktır.
Yapay zekânın en önemli girdilerinden biri veridir. Bu nedenle Eylem Planı'nda Ulusal Veri Kütüphanesi ve güvenli veri alanlarının oluşturulması önemli bir yer tutmaktadır. Stratejik alanlardaki en az 2 bin kamu veri setinin Ulusal Veri Kütüphanesi aracılığıyla erişime açılması hedeflenmektedir. Burada amaç yalnızca daha fazla veri toplamak değildir. Verinin kaliteli, güvenilir, erişilebilir ve güvenli biçimde kullanılabilmesi hedeflenmektedir. Özellikle kamu kurumlarında farklı kurumların sahip olduğu verilerin uygun hukuki ve teknik çerçevede kullanılabilmesi, yapay zekâ destekli kamu hizmetlerinin geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır.
Planın önemli hedeflerinden biri de yapay zekânın kamu hizmetlerinde daha fazla kullanılmasını sağlamaktır. Kamu kurumlarında yapay zekâ destekli uygulamaların yaygınlaştırılması, karar destek sistemlerinin geliştirilmesi ve kamu hizmetlerinin daha verimli hâle getirilmesi hedeflenmektedir.
Bu yaklaşım, geleceğin kamu yönetiminde yapay zekânın önemli bir yardımcı araç olacağını göstermektedir. Vergi idaresi açısından düşünüldüğünde de bunun önemli sonuçları olabilir. Vergi mükelleflerinin ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılması, risk analizlerinin geliştirilmesi, kayıt dışı faaliyetlerin tespitinde veri analitiğinin kullanılması, mükelleflere yönelik kişiselleştirilmiş hizmetler sunulması ve kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması gibi alanlarda yapay zekâdan yararlanılması mümkündür. Ancak kamu yönetiminde yapay zekâ kullanılırken kişisel verilerin korunması, şeffaflık, insan denetimi, algoritmik kararların açıklanabilirliği ve mükellef/vatandaş haklarının korunması da büyük önem taşımaktadır.
Eylem Planı'nın “Üret” ekseni, Türkiye'nin yapay zekâ teknolojilerini yalnızca dışarıdan kullanan bir ülke olmaktan çıkıp kendi teknolojilerini geliştirmesine odaklanmaktadır. Bu kapsamda yerli ve Türkçe odaklı büyük dil modellerinin geliştirilmesi, yapay zekâ araştırmalarının desteklenmesi, girişimlerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve yapay zekâ alanındaki Ar-Ge faaliyetlerinin artırılması hedeflenmektedir. Ayrıca fiziksel yapay zekâ ve robotik alanında yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi de planın önemli başlıklarından biridir. Böylece yapay zekânın yalnızca yazılım alanında değil, üretim teknolojileri ve fiziksel sistemlerde de kullanılması amaçlanmaktadır.
Yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesi için yalnızca yazılım ve veri yeterli değildir. Çok büyük miktardaki verinin işlenebilmesi için yüksek hesaplama kapasitesine ve güçlü veri merkezi altyapısına ihtiyaç vardır. Bu nedenle Eylem Planı kapsamında 2030 yılına kadar Türkiye'nin veri merkezi kurulu gücünün en az 1 GW (Gigawatt-1 milyar Watt) çıkarılması hedeflenmektedir. Ayrıca yapay zekâ, bulut teknolojileri ve dijital altyapı alanlarında en az 10 milyar ABD doları özel sektör yatırımının harekete geçirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmacıların, girişimlerin ve KOBİ'lerin ihtiyaç duyduğu hesaplama kapasitesine erişimini kolaylaştırmak amacıyla “Herkes İçin GPU” programının hayata geçirilmesi de planın öne çıkan unsurları arasındadır.
Yapay zekâ alanında başarılı olmak için üniversitelerde araştırma yapılması kadar, ortaya çıkan fikirlerin ticari ürünlere dönüştürülebilmesi de gerekmektedir. Bu nedenle Eylem Planı, yapay zekâ girişimlerinin finansmana erişimini ve ölçeklenmesini destekleyen mekanizmalara da yer vermektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan bilgilere göre, yapay zekâ girişimlerinin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla girişim sermayesi fonlarına 150 milyon dolarlık kamu kaynağının yönlendirilmesine yönelik adımlar atılmıştır. Buradaki temel amaç, Türkiye'de geliştirilen yapay zekâ teknolojilerinin yalnızca araştırma aşamasında kalmaması, girişimlere ve yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesidir.
Eylem Planı'nın önemli özelliklerinden biri de yapay zekâyı yalnızca ekonomik ve teknolojik açıdan ele almamasıdır. Plan kapsamında insan odaklılık, güvenilirlik, etik sorumluluk, güvenlik ve sürdürülebilirlik ilkeleri de öne çıkarılmaktadır. Yapay zekânın karar alma süreçlerinde daha fazla kullanılması beraberinde önemli soruları da getirmektedir: Bir yapay zekâ sistemi yanlış karar verirse sorumluluk kime ait olacaktır? Vatandaşın kişisel verileri nasıl korunacaktır? Algoritmalar ayrımcılık oluşturabilir mi? Yapay zekâ tarafından verilen bir karara vatandaş nasıl itiraz edecektir? Bu nedenle planda algoritmik etki değerlendirmeleri, model kartları ve güvenli yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi mekanizmalara yer verilmesi dikkat çekmektedir.
“Yönet” ekseni, Türkiye'nin yapay zekâ alanında uluslararası ölçekte daha etkin olmasına yönelik hedefleri kapsamaktadır. Küresel yatırımların Türkiye'ye çekilmesi, uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi, yapay zekâ diplomasisinin güçlendirilmesi ve Türkiye'nin bölgesel bir merkez hâline gelmesi bu eksende öne çıkmaktadır. Böylece Türkiye'nin hedefi yalnızca kendi içinde yapay zekâ kullanmak değil; yapay zekâ teknolojileri alanında üreten, ihraç eden, yatırım çeken ve uluslararası standartların oluşumuna katkı sağlayan bir ülke olmaktır.
Bu konuda Söz konusu Eylem Planının sunuşunda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih KACIR’ın ifadelerine yer vermek istiyorum. Büyüyen veri hacmi, yükselen hesaplama kapasitesi ve gelişen analiz kabiliyetleri neticesinde etki düzeyi her geçen gün artan yapay zekâ; dijital devrimin lokomotifi ve geleceğin ekonomik, teknolojik ve stratejik rekabetinin ana ekseni konumundadır. Yapay zekânın sunduğu imkân ve kabiliyetler; devletler açısından daha nitelikli kamu hizmetleri sunma, kaynakları daha etkin kullanma ve vatandaşların hayat kalitesini veriye dayalı çözümlerle yükseltme adına yeni ufuklar açıyor. İş dünyasında da maliyetleri düşüren, kaliteyi artıran ve rekabetçiliği ileriye taşıyan büyük bir dönüşümü mümkün kılıyor.
Yapay zekâ teknolojileri, sundukları muazzam fırsatların yanı sıra, insanlığın daha önce karşılaşmadığı türden yapısal riskleri ve etik sınamaları da beraberinde getiriyor. Jeopolitik saflaşmaların derinleştiği günümüzde veri hâkimiyeti ve kritik altyapı üstünlüğüne sahip aktörlerin yapay zekâ politikaları; ülkeler arasında teknolojik gelişmişlik farkını derinleştiriyor. Algoritmik önyargılar, mahremiyet ihlalleri, siber güvenlik tehditleri, dezenformasyon, fikrî mülkiyet tartışmaları ve istihdam piyasasında yaşana bilecek dönüşümler, yapay zekâ politikalarının yalnızca yenilik ve verimlilik ekseninde ele alınamayacağını açıkça gösteriyor.
3. Vergi İdaresi Açısından Yapay Zekâ Eylem Planının Önemi
Herkes tarafından kabul edilmektedir ki yapay zekâ Vergi İdaresini de doğrudan etkileyecektir. Geleceğin vergi idaresinde yapay zekâ; mükelleflerin ihtiyaçlarını daha doğru analiz etmek, riskli işlemleri tespit etmek, kayıt dışı ekonomiyi azaltmak, sahte belge ve yanıltıcı işlemleri belirlemek, vergi denetiminde risk analizini güçlendirmek ve mükelleflere daha kişiselleştirilmiş hizmet sunmak amacıyla kullanılabilecektir.
Örneğin yapay zekâ, milyonlarca işlem içerisinden olağan dışı hareketleri belirleyerek vergi idaresinin sınırlı insan kaynağını daha riskli alanlara yönlendirmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda mükellefin geçmiş işlemlerini ve ekonomik faaliyetlerini dikkate alan dijital sistemler, mükellefe hangi yükümlülüğü ne zaman yerine getirmesi gerektiğini önceden hatırlatabilir. Böyle bir yaklaşım, vergi idaresinin yalnızca “denetleyen ve cezalandıran” bir kurum olmaktan çıkarak “önceden uyaran, yol gösteren ve çözüm üreten” bir yapıya dönüşmesine katkı sağlayabilir.
Yapay zekâ yalnızca vergi kayıp ve kaçağını tespit etmek için değil, aynı zamanda mükellefin vergi ödevlerini daha kolay yerine getirmesine yardımcı olmak için kullanılmalıdır. Bunun gerçekleşebilmesi için teknolojik kapasite kadar şeffaflık, veri güvenliği, hukuki güvenlik, insan denetimi ve mükellef haklarının korunması da esas alınmalıdır. Öncelikle Vergi İdaresinin gerek vergilendirme gerekse inceleme boyutunda yapay zekaya yaptırılacak vergisel işlemlerin neler olabileceği ortaya konulmalıdır. İlk etapta vergi mahremiyeti de dikkate alınarak yapay zeka teknolojileri ile sunulacak vergisel işlemler belirlenmelidir.
Örneğin;
gibi birçok vergisel işlem gündeme gelebilir. Eminim ki son günlerde “gelecekte hedeflenen vergi idaresi nasıl olacak? Hedef yapay zeka ile yönetilen dijital vergi idaresi mi?” sorusunu vergiye taraf olan tüm paydaşlar kendilerine sormaktadır. Benim bu soruya cevabım; geleceğin vergi idaresi yalnızca daha fazla veriyi toplayan değil, veriyi doğru analiz eden; yalnızca vergi kayıp ve kaçağını tespit eden değil, mükellefi önceden uyaran; yalnızca denetleyen değil, mükellefin vergi ödevlerini kolaylaştıran ve bütün bu süreçleri mükellef haklarına saygılı, şeffaf ve güvenilir bir anlayışla yürüten dijital bir idare olacaktır.
Bu konuda detaylı bilgi için 24.08.2026 tarihli “Yapay zeka vergilendirme işlemlerini nasıl etkileyecek?” adlı çalışmamıza bakılmasında fayda vardır (https://nazaligundem.com/tr/yayinlar/yapay-zeka-vergilendirme-islemlerini-nasil-etkileyecek?onlyTm=&tm=).
4. Genel Değerlendirme ve Sonuç
Gerek kamu gerekse özel sektör açısından baktığımızda yapay zeka teknolojileri maliyetleri düşüren, kaliteyi artıran ve rekabetçiliği ileriye taşıyan büyük bir dönüşümü mümkün kılmaktadır. Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030), yapay zekâyı tek başına bir teknoloji yatırımı olarak değil; insan kaynağı, veri, hesaplama altyapısı, finansman, girişimcilik, kamu hizmetleri, güvenlik, etik ve hukuk unsurlarının birlikte ele alındığı geniş kapsamlı bir dönüşüm alanı olarak değerlendirmektedir.
Dört temel eksen ve 16 öncelikli eylemden oluşan Eylem Planının dikkat çeken somut hedefleri arasında iki yılda 5 milyon vatandaşın yapay zekâ okuryazarlığı eğitimine ulaşması, 10 bin ileri düzey uzman ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyonelinin yetiştirilmesi, en az 2 bin kamu veri setinin erişime açılması, 2030'a kadar 1 GW (Gigawatt-1 milyar Watt) veri merkezi kapasitesine ulaşılması ve en az 10 milyar dolarlık özel sektör yatırımının harekete geçirilmesi bulunmaktadır.
Yapay zekânın toplumda güvenli, bilinçli, etik ve üretken biçimde benimsenmesi amacıyla, ülke çapında hedef kitlelere göre yapılandırılmış bir Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı Programı uygulanacaktır. Bütün bu hedefler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye'nin yapay zekâ yaklaşımında “teknolojiyi kullanmak” aşamasından “teknolojiyi üretmek ve yönetmek” aşamasına geçme hedefinin öne çıktığı görülmektedir.
Konuya Vergi İdaresi açısından bakıldığında ise bu dönüşümün önümüzdeki yıllarda vergi uygulamaları ve denetiminde önemli değişikliklere yol açması beklenebilir. Yapay zekâ destekli risk analizleri, gerçek zamanlı veri kullanımı, dijital mükellef hizmetleri, kişiselleştirilmiş vergi rehberliği ve kayıt dışı ekonominin daha etkin tespiti, geleceğin dijital vergi idaresinin temel unsurları arasında yer alabilir. Ancak bu dönüşümün başarıyla gerçekleştirilebilmesi için teknoloji ile birlikte insan unsurunun, mükellef haklarının, vergi mahremiyetinin ve güven ilkesinin kesinlikle korunması gerekmektedir.
Sonuç olarak önümüzdeki süreçte söz konusu Eylem Planında hayata geçmesiyle birlikte, devlet kurumları karar alma, denetim ve vatandaş/mükellef hizmetlerinde veri ve yapay zekâdan daha fazla yararlanacaktır.
*Bu yazıda yapılan açıklamalar, tamamıyla yazarına ait olup, hiçbir şekilde yazarın çalıştığı kurumunu bağlamaz, kurumunun görüşü olarak kullanılamaz ve değerlendirilemez.